Binanızın Kırık Camları İç Denetçinize Emanet

Terk edilmiş binalara hiç dikkat ettiniz mi? Terk edilmiş binaların ortak özelliği camlarının kırık olması ve içerisinin de zamanla çöple dolmasıdır. Başlangıçta sadece bir ya da iki camı kırık olan terk edilmiş binanın kırık camlarının sayısının zamanla arttığını görürsünüz ve sonunda bir bakarsınız ki, binanın tüm camları, en ulaşılmaz olduğu düşünülen en üstteki camları bile kırılmıştır. Gelip geçenler ellerindeki kağıt mendildir, boş gofret ambalajıdır, boş meşrubat şişesidir falan bu kırık camlardan içeri atmaya başlar ve bu içerdeki çöpler zamanla çoğalır, çoğalır, çoğalır. Artık camları kırık bu bina etraftaki esnaf tarafından da bir çöplük olarak kabul edilmiştir ve etraftaki, pizzacı, market, kasap, ambalaj atıklarını ve çöplerini bu binadan içeri atmaya başlar. Ve artık bir zamanlar belki de nice mutlu aileleri barındıran bu bina bir çöp bina olarak kırık camlarından kokular taşan bir pislik, bakteri yuvası haline gelmiştir.

Peki şimdi de bu hikayedeki binayı bir işletme olarak değiştirelim, kırık camlara da, işletmede bozulan düzen veya uygulanmayan veya yeterli bir şekilde tasarlanmayan iç kontroller olarak bakalım ve hikayeye kurumsal bir hava katalım. Bir işletmede küçük düzensizlikler meydana geldiğinde yani işletmenin hedeflerine ulaşma yolunda karşısına çıkacak riskleri bertaraf edecek, azaltacak iç kontrollerin uygulanmasında zaaflar ortaya çıktığında, eğer bu küçük düzensizliklere, iç kontrollerin uygulanmasında yeni yeni başlayan zaaflara dur demezseniz, hem işletme içindekilere, hem de dışındakilere bu işletmede artık düzenin, iç kontrollerin yönetim tarafından sahiplenilmediği, savunulmadığı imajını vermiş olursunuz. Eğer işletmenin iç kontrollerinin yönetim tarafından sahiplenmediği mesajı verilirse, işletme içinden ve dışından işletmenin diğer bütün iç kontrollerinin, kurallarının uygulanmasında büyük zaaflar meydana gelecek ve işletme artık düzeni tamamen yitirmiş olacaktır.

Bir binanın kırık camlarını bir işletmedeki iç kontrolleri anlatmak için metafor olarak kullanmamızı “Kırık Camlar (Pencereler) Teorisine (Broken Windows Theory)” borçluyuz. Bu teori, “ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenerek elde edilmiş olan [1], kentsel bozukluk üzerine anti-sosyal davranışlar ve diğer suçlardaki vandalizm davranışları/belirtileri ve normları işaret eden kriminolojik bir teoridir. Teori, düzen halindeki kamuya açık kentsel ortamlarda düzenin sürdürülmesi, daha ciddi suçların ve vandalizmin oluşmamasını önlemek amacıyla izlenmesi anlamına gelir. Amaç; düzende bozulan küçük şeylerin tekrar düzenli olacak şekilde değiştirilerek, düzenin sağlanmaya devam edilmesidir.” Sosyal bilimciler James Q. Wilson ve George L. Kelling tarafından aylık olarak yayınlanan Atlantik derginin 1982 yılı Mart ayındaki sayısında [2] yayınlanan Kırık camlar makalesinden bir bölüm teoriyi daha iyi açıklamaktadır; “Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün. Camlar tamir edilmemişse vandallar birkaç cam daha kırmaya meyillidir. Sonunda bina boş ise tüm camları kırılabilir, gecekonduysa belki de yangın dahi çıkarabilirler. Ya da bir kaldırım düşünün. Burada bazı çöpler birikir. Yakın zamanda bu çöpler daha fazla birikir. Sonunda buradaki restoranlar, hatta paket servis yapan insanlar bile çöpleri araba ile poşetler halinde getirerek buraya atarlar.”  

Wilson ve Kelling’ten önce teori Stanford’lu psikolog Philip Zimbardo tarafından 1969 yılında bir test olarak düzenlenmiştir. Zimbardo plakası bulunmayan iki otomobili Bronx ve Kaliforniya Palo Alto’da bulunan mahallelere bıraktı. Bronx’taki araba, “terk edildikten” birkaç dakika sonra “barbarlar” tarafından saldırıya uğradı. Bir baba, anne ve genç yaştaki oğlundan oluşan aile tarafından öncelikle aracın radyatör ve aküsü çalındı. Bu durum Zibmardo tarafından kaydedildi. Yirmi dört saat içerisinde ise araç artık değerini kaybetmiş ve elden çıkmış bir hale gelmişti. Daha sonra aracın pencereleri parçalandı ve döşemeleri yırtıldı. Bu halde araç bir çocuk oyun alanı gibi kullanılıyordu. Bu süre içerisinde yaklaşık bir haftadan daha uzun süredir Palo Alto’da bulunan araca kimse tarafından dokunulmamıştı. Daha sonra Zimbardo aracın yanına bir balyoz ile giderek kasıtlı bir şekilde araca balyoz ile vurdu ve çökertti. Kısa bir süre sonra bu parçalama işlemine diğer insanlarda katıldılar. Zimbardo her iki durumda da zarar veren barbarların çoğunluğunun, öncelikle düzgün ve saygın görünümlü beyazlar olduğunu kaydetti. Elbette toplumda, Bronx gibi bir mahallede terk edilmiş bir haldeki mülkiyetin daha hızlı sürede parçalanacağı veya çalınacağı inancı yaygındır. Karşılıklı nezaket ve saygı yükümlülüklerinin daha fazla bulunduğu yerlere ise terk edilmiş haldeki bir mülkiyetin -kimsenin umurunda olmayacağı – düşünülür. Ancak benzer olaylar herhangi bir uygar toplumda da oluşabilir. (Kaynak: Wikipedia – Kırık Camlar Teorisi).

Yukarıdaki alıntıdan bir işletmede terk edilmiş (yönetim tarafından sahiplenilmeyen) düzenin (iç kontrollerin) işletmenin etik değerleri en yüksek olduğu düşünülen çalışanları tarafından da yok sayılıp çiğneneceğini anlayabiliriz.

Bu teorinin ışığında bir camı kırılmış (bir iç kontrolün uygulanmasında zaaf oluşmuş, bir etik değeri çiğnenmiş) bir işletmenin yapması gerekenler olarak şunları sayabiliriz:

  • Eğer bu iç kontrolde uğranan zaaf seviyesine göre sorumlu olan çalışanla ilgili bir yaptırım olmalı, çalışanın tekrar bir iç kontrolü uygulama ile ilgili bir zaaf göstermemesi için gerekli, eğitim, motivasyon ve önlemlerin alınması gerekmektedir.
  • Bu iç kontrolün ve bununla bağlantılı diğer iç kontrollerin yeterliliği sorgulanmalı ve bu iç kontrolün hedeflere ulaşmada karşılaşılacak ilgili riskleri önlemek veya küçültmek için yeterli bir şekilde tasarlanıp tasarlanmadığı kurumun o konuyla ilgili çalışanları ile birlikte değerlendirilmelidir. Gerektiği takdirde ilgili iç kontroller yeniden tasarlanmalıdır.
  • Bu iç kontrol ve bağlantılı iç kontrollerin etkin olarak uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek amacıyla, gerekli iç denetim testleri yapılmalıdır. Etkin bir şekilde uygulanmadığı tespit edilen iç kontrollerin neden olduğu başka düzensizlikler (kırık camlar) varsa bu iç kontrollerin etkin bir şekilde uygulanması için gerekli düzenlemelerin (eğitim, motivasyon, çalışan değişikliği gibi) yapılması planlanmalıdır.

Bunları yapmadığınız takdirde, diğer iç kontrollerin de önce etkin bir şekilde uygulanmadığı, daha sonra da hiç uygulanmadığı görülecektir. Bunun sonucunda ise işletme, hedeflerine ulaşmaya çabalarken karşısına çıkacak riskleri önlemek veya küçültmekte başarısız olacaktır.

Bir işletmenin iç kontrollerinin yeterli bir şekilde tasarlandığı ve etkin bir şekilde uygulandığı yönünde çalışmalar yaparak işletmenin yönetim kuruluna makul bir güvence verecek, eğer tasarımda veya uygulamada zaaflar varsa bunlarla ilgili tavsiyelerde bulunacak olanlar işletmenin iç denetçileridir. Yani kırılan camları değiştirecek ve tekrar kırılmayacağından emin olmak için yapılacakları iç denetçiler tavsiye edecektir. İç denetçiler bir kurumda ne kadar çok güçlü bir konumda çalışıyorlarsa (bağımsızlıkları ve objektiflik bir şekilde çalışmaları sağlanıyor ve tavsiyeleri dikkate alınıyorsa), iç kontrollerin riskleri önlemesi konusunda zaafa uğranılması olasılığı minimum seviyeye düşürülmüş demektir. Yani camlarınız iç denetçilere emanettir. Hiç cam kırılmayacak diye bir şey yok ama iç denetçiniz kırılan camın değiştirilip bir daha kırılmaması için yapılması gerekenlerin belirlenmesinde en çok güveneceğiniz takım oyuncunuzdur.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>